KAVGA EDELİM istiyorum… DIŞARDA bağıralım çağıralım … sana tokatlar atayım sen bana vur… Sonra dan ben arkamı dönüp gidecekken kolumdan sıkıca tutup çek kendine öp beni sarıl bana '' SEN BENİMSİN NEREYE GİDİYORSUN '' aptal de susayım özür dilercesine bakıyım sana ama sen beni çoktan affetmiş ol… Öyle bi aşkımız olsun ki kavga ederken bile insanlar kıskansın bizi… Öyle sevelim ki birbirimizi herkez aşkın anlamını bizde bulsun…. Hani derler yha bi mesajınla beni havalara uçur… Atmadığında dayanamayıp triplere gireyim ama ne olursa olsun hiç bi tartışma kavgada asla ( BİTTİ ) denilmesin hadi yazdık sinirle oldu diyelim ÖZÜR DİLEYELİM ama sakın BAŞKASININ OLMA !!!

Anlamaya Çalışma Hayat Böyledir…
İşte Hep O Kıyamam dedikleriMiz Kıyar Bize…

kİ Gülümüz Olsun.. Biri Kırmızı Biri ise Beyaz.. Kırmızı Senİn olsun Beyaz İse Benim Olsun..Eğer Sen Beni Unutursan … Kırmızı Senin Kanın … Eğer Ben seni Unutursam Beyaz Benim kefenim olsun…

Bir Derdiniz Olduğunda, Anlatacak Kimsenin Olmadığını Değil, Sizi Anlayacak Kimsenin Olmadığını Anladığınız An Yalnızsınızdır..!

70 Yaşındaki Teyze Çıkmış Evlendirme Proğramına, Neymiş Efendim Elektrik Alamadım.. Sen Dua Et Nefes Alıyorsun TEYZEEEEE :) )

Çaresizlik nedir bilir misin? Kalbin kanatlanıp gittiği yere… '' Bedenin '' gidememesidir…!'

Peynir-ekmek yersen gariban olursun.Ama peyniri,ekmeğin üzerine koyar,bir de kürdan saplarsan sosyete olursun.

Yüzü simsiyahtı. Ama kendisi boyamamıştı ki!
Kaldı ki, kalbi bembeyazdı.
Buna rağmen onu basite alanlar vardı.
Dedi ki:

– Ya Resûlallah, yüzümün siyahlığı cennete girmeme mani midir?
– Asla!
– O halde beni niçin insanlar hor görüyorlar, kimse bana niçin kızını vermiyor?
– Amir bin Veheb’in evine git ve “Resûlullah selamı var, kerimeni bana nikahlamanı emretti” de.
Siyah yüzlü genç hemen adrestedir. Kızın yanında babaya selamı aynen tebliğ eder ve teklifi de açıkça anlatır.
Baba kızgın, hemen reddeder. Ancak, teklifi dinleyen kızcağız babasını ikaz eder:
– Babacığım, vahiy gelir de sonra seni mahcup eder. Ne biliyorsun bu olayı Rabbimin emretmediğini? Efendimiz (sav)’in o emri tebliğ buyurmadığını? Hemen git, Resûlullah’tan özür dile ve beni o gence nikâhla. Resûlullah’ın uygun bulduğunu ben de uygun bulurum.
kızının ikazıyla mescide koşan baba özür diler:
– Söylediğinin doğru olup olmadığını bilmiyordum. Demek ki doğruymuş. Kızımı verdim. Şu anda nikahlısıdır.

Efendimizin gence emri:
– Git, evini hazırla, aile oturacak şekilde döşe.
– Benim ev döşeyecek tek dirhemim bile yok!..
– Öyle ise Ali’ye, Osman’a, Abdurrahman bin Avf’a git. Onlar sana ikişer yüz dirhem versinler.
Uçarcasına gider. Onların her biri, emredilenden fazla yardımda bulunurlar ve sıra çarşının yolunu tutmaya gelmiştir. Bir ev hazırlamak için gerekli para elde mevcut. Hele zevcesi, ümidinin de üstünde bir azizedir âdeta…

Çarşı yolunda hızla giderken kulağına bir ses gelir. Önce anlayamaz, duraklar ve nefesi kesilircesine dinler. Evet, evet yanlış anlamamıştır, doğrudur. Ses herkese ilan etmektedir:
– Ey kendini Allah’a asker bilen Müslümanlar!
Derhal atınıza binin, cihada yönelin. Ordu mescidin dışında beklemektedir. Siz böyle gün için varsınız dünyada! Düşman ani baskın yapacak!

Şimdi ne olacak?.. Cihada mı gitsin, evlenmeye mi?.. Yönünü hemen değiştirir, demirciler çarşısına gider. İlk işi bir kılıç, sonra bir zırh, daha sonra da bir at almak olur. Elindeki paranın hepsini de harcamıştır. Ama cihad için lazım olan silahını da tamamlamıştır…
Sıçradığı atının üzerinde kuş gibi uçar, bekleyen orduya toz duman içinde karışır.
– Bu genç, herhalde Bahreyn’den gelen biridir, derler. Ancak onun siyahlığını fark eden Resûlullah Aleyhisselam:

– Sen Saad mısın? buyurur.

– Evet, deyince de dua eder:

– Ceddine saadetler!

Kumlu çöllerden geçilir, tozlu yollardan gidilir ve nihayet düşmanla müthiş bir savaş başlar… Herkes cesaretle ileri atılır. Ama içlerinden biri herkesten de cesaretle atılır; saldırdığı tarafın adamlarını sağa sola püskürtür. Neden sonra meydan sakinleşir, düşman kaçmış, müşrikler yok olmuşlardır. Şehitler tespit edilirken, bir ses:
– Allahü Ekber! Evlenmek üzere olan Saad da şehit!
Efendimiz onun cesedi başına gelir, mahzun şekilde bakar:
– Seni Havz-ı Kevserimin başında bekleyeceğim!
Bir hayret nidası daha:
– Allahü Ekber!
Sonra döner, oradakilere hitap eder:
– Kılıcını, mızrağını ve atını alın, kendisini gönüllü
olarak isteyen kızcağıza verin. Babasına da deyin ki:
– Kızını vermekte tereddüt ettiğin siyah yüzlü gence Allahü Teâla cennet hurilerini lâyık gördü!
Ve hayret nidaları birbirini takip eder:
– Allahü Ekber! Allahü Ekber!

Evet belki de haklısın, sıfırın gücü yoktur.
Ama unutma ki sıfırın kaybedecek bir şeyi de yoktur.

– Bob Marley -

Konuşsam dilim yanar, sussam kalbim..Önce duruyorum… Sonra susuyorum… İçimden çıkan lafların etrafı ,yangın yerine çevireceğini düşününce kilit vuruyorum dilime.. sonra Yan! diyorum içime!…Sadece sen yan! Ve Dayan! diyorum gönlüme!… Herkes mutlu olsun! Sen dayan!..
HZ.MEVLAN

Toplam 53 sayfa, 2. sayfa gösteriliyor.12345102030...Son »

© Tüm Hakları Saklıdır - Sohbet | Chat | Sohbet Siteleri | Sohbet Odaları | Chat Siteleri | Chat Odaları | Seviyeli Chat | | Chat Sohbet | mIRC Sohbet
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Wordpress Tema alexa bilgilerim Website Detay Creative Commons v3 ile Lisanslanmıştır!

Nickserv Chanserv Memoserv Komutları

sesli chat | sesli sohbet | sohbet | sohbet siteleri | sohbet odaları | sohbet | chat |